EKMEK ARASI

Mesai saatlerinde reklam yazarı,
özellikle geceleri şair,
bazen klarnet çalan,
sıklıkla da çay içen,
mahcup bir adam.
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
  • following
30

Eve gidip kitabı okumaya çalıştım. Beş sayfa sonra sıkıldım. Orhan Kemal iyi bir yazardı muhtemelen, beş sayfadan çıkardığım sonuç, ders kitaplarında okuduğum şeylerden daha güzel olduğuydu. Ama bana okumanın kendisi saçma geliyordu. Birinin anlatmak istediği birşey varsa, başından geçen ilginç bir hadise örneğin, doğrudan gelip bana anlatmasını beklerdim. Eğer bunu herkese birden anlatmak istiyorsa film falan çekmeliydi. Ayrıca filmlerde insanlar gülerler, ağlarlar, öpüşürler herşeyi görürsün. Kitaplarda böyle birşey yok, sadece her okuyana göre değişen yaklaşık hisler var, görüntüyü sen yapıştırıyorsun üstüne. Olmayan bir filmi kafanda çekmeye çalışıyorsun, hiçbirşey görmediğin halde herşeyi gördüğünü zannediyorsun. Ayrıca bir kitabı herkes aynı anda okuyamaz. Ama filmi pek çok kişi aynı salonda seyreder. Video bile olsa en azından iki üç kişi aynı anda seyredebilir. Ve tabii sevgilinle beraber seyrediyorsan el ele tutuşabilirsin, konuyu kaçırmayacak oranda öpüşebilirsin. Bunun da yarattığı bir enerji var. Film akar, kitap durur. Her neyse…O zamanlar kafam biraz karışıktı.


Emrah Serbes, Erken Kaybedenler

21

Şubat ayında okuyacağım kitaplar, çıtır çıtırlar, iç ısıtırlar.

Aydın Boysan - Nereye Gitti İstanbul?
Aydın Boysan - İstanbul’un Kuytu Köşeleri
Barış Bıçakçı - Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Tarık Tufan - Ve Sen Kuş Olur Gidersin
Tarık Tufan - Kraliçenin Pireleri
Mustafa Kutlu - Hüzün ve Tesadüf
Mustafa Kutlu - Uzun Hikaye
İbrahim Tenekeci - Son Düzlük
İbrahim Tenekeci - Dergah Şiirleri Güldestesi
İsmail Çolak - Modern Zamanlarda Osmanlı’yı Aramak
Mehmed Neşri - Aşiretten İmparatorluğa Osmanlı Tarihi
Murat Candemir - Son Yıldız Düşerken

Kısacası hedef 28 günde 12 kitap.

21

Ey benim otuz yıl sonraki halim
Ölmediysen eğer, yaşıyorsan
Sözümü kesme de yanına geleyim.
Derdin nedir, torun ve torba
Sende saklı ziyan olan ne varsa
Bileyim..


İbrahim Tenekeci

"okumak konusunda bir yönteminiz var mı? yani not alarak mı okursunuz yada dönüp dönüp tekrar mı okursunuz :) içeriğini kaybetmek istemediğiniz bir kitabı nasıl okursunuz."

Böyle “klas” soruları cevaplamaktan büyük keyif alıyorum, bundan mütevellit teşekkür ederim öncelikle.

Ben kalıplardan, standartlardan ve yöntemlerden daima kaçtım. İnsanın içindeki şevki ve heyecanı çembere almak bence doğru değil. “En fazla nasıl keyif alıp nasıl daha çok şeyi hafızamda tutarım?” diye sorarak kendi yolumu çizdim kitap okuma konusunda. Bu vesileyle en az 2, en fazla 3 kitap birden okuyorum. Roman, şiir ve tarih oluyor kategorileri çoğunlukla. Böylece hem birinde zorlandığımda diğeriyle ufkumu açabilirken, ötekisiyle de diğerlerinden uzaklaşıp rahatlayabiliyorum.

Kitap okumak elbette keyfi bir iş ama okuduğumuz kitaplar, hafızamızda kaldıkları sürece bizi geliştirir, hayatımıza değer katarlar. Bu yüzden verimli okumak çok önemli bir konu oluyor.

Not almaya gelince, roman da okusam şiir de okusam mutlaka kritik noktaların altını çizer, ünlemler koyarım beynimdeki dinamitleri patlatmak için. Tarih okurken de aynı şeyleri yapar, tarih blogumda hemen alıntı yayınlarım. Okuduğum kitapları mutlaka kişisel blogumda tanıtırım. Bazen -eğer tahammül edebilirsem- 1 hafta boyunca hiç kitap okumam, zihnimi dinlendiririm. Bu süreçte klarnet çalarım, şiir yazarım, doğayı seyre dalarım yeni derinliklere inebilmek için.

Umarım sorunuza bu kadar laf pilakisi yaparak faydalı bir cevap verebilmişimdir. Aksi halde kazağımın fermuarını bir el bombası pimiymiş gibi hayal ederek kendimi havaya uçurmak isterim. Bol okumalı bir kış mevsimi dilerim..

"kitap okuyabilme pahasına yaptığın bi fedakarlık var mı, o kadar güzel kitabı nerden bulup nasıl okuyabiliyorsun yahu!"

Kitap okuyabilme pahasına yapılacak iki büyük fedakarlık var. Biri belirli bir bütçe ayarlamak. Ülkemizde 100 sayfalık kitapların 20 TL olabildiğini düşünürsek, bütçeyi sarsmadan iyi alışveriş yapmak gerekiyor. Diğeri ise zaman ayırmak. Yani paha biçilemeyen, para versek geri alamayacağımız zamandan ciddi bir bölümü ayırmak. Elbette çalışanlar da öğrenciler de kitap okumaya en çok toplu taşıma araçlarında zaman ayırabiliyor. 

Bir okumadaki fedakarlık ölçüsünü ölçebilmek için maalesef ki bütçe/zaman ortalamasına bakmak lazım. Kaç dakika veya saat ayırabiliyoruz, kaç sayfa okumaya çabalıyoruz, kaç kitap için önümüze ne kadar zaman koyuyoruz, her ay ne kadar bütçeyi kenara atabiliyoruz gibi sorulara verilecek cevaplar bu fedakarlığın ölçüsünü belirler.

Ben tıpkı kıymetli ağabeyim İbrahim Tenekeci’nin dediği gibi bir takım “eşya” ve “mülk“lere çuvalla para vermek yerine gelirimin ciddi bir kısmını kitaplara harcamayı tercih ediyorum. İsterim ki bu ilelebet devam etsin ama yaşam şartları insanın bazı keyfiyetlerinin önüne geçebiliyor elbette. 

15

şiirler yazdım, kitaplar okudum
elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
derinlerde kaldım böyle bir zaman
kim bulmuş ki yerini,
kim ne anlamış sanki mutluluktan?
ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
söyleşin benimle biraz,
bir kere gelmiş bulundum..


edip cansever

15

Bugün pazar, minnetle çay ısmarlıyorum kendime
Hesabı martılar ödesin Beşiktaş iskelesine yanaşan
Bazen değil çoğu zaman güvenemiyorum fikirlere
Anne değil miydi dokuz aydan sonra yavrusuna kavuşan?
“Ayrılık” diyor yanımdaki gürültülü çiftten teki
“İnsanın kalbini ağrıtıyor” diye ekliyor son vedalar
“Sonlar kalp ağrıtıyorsa son olmaz çünkü ayrılıklar pinti”
Diye cevap veresim geliyor ama kim bunu umursar?

Bugün pazar, simitle çay ısmarlıyorum kalemime
Hesabı kitabı ben öderim hiç sevmedim zaten veresiye.


Şiir & Fotoğraf: Yağız Gönüler
Fonda: Farid Farjad

17

- “Madem küstün dargındın / neden geldin ağladın / rıhtımda boynun büküp / bana mendil salladın” diye esere öyle bir girdi ki Umut Akyürek. Ben de bir şeyler yazayım dedim madem.

- Saz semaileri, peşrevler, longalar, sirtolar ve taksimler. Türk müziğimiz o kadar güzel ki, derinliğine indikçe insan daha da derinleşiyor, güzelleşiyor. Kanun çok güzel bir saz.

- Ayrımcılık kötü şey ama kitaplar ve yazarlar konusunda değil. Mesela bazı yazarları kışın okumayı daha çok seviyorum. Mustafa Kutlu, İbrahim Tenekeci, Turgut Uyar, Milan Kundera, Emil Michel Cioran, Cesare Pavese, Hakan Günday gibi. Yaz gelince de yazın okumayı sevdiklerimi yazarım. Siz yine de yapmayın ayrımcılık.

- Bugüne kadar -ki sanırım epey oluyor okuyalı- üç adet Tuna Kiremitçi kitabı okudum. Hepsinin isimleri güzel, içleri boştu. “Git Kendini Çok Sevdirmeden”, “Dualar Kalıcıdır” ve “Bu İşte Bir Yalnızlık Var“dı bu kitaplar. İsimleri ne kadar doğru değil mi? Son kitabının ismi “Hepimiz Birilerinin Eski Sevgilisiyiz”. Kabul etmemiz gereken ve belki de acı çektiren bir söz dünden bugüne.

- Eskiden “Ağlatıp küstüreceksen / hep boyun büktüreceksen / gözyaşı döktüreceksen / sevme beni sevme beni” diye harikulade hicazkar eserler bestelenirmiş. Yıllar geçti ve “Gel gel gel güzelim / gel hiç acımayacak” diye parçalar bestelendi. Sanat güzelmiş ama eskiden.

- Bi’ tavsiyede bulunmak istiyorum. Kendinize bir ıhlamur yapın, kısık seste Gotan Project şarkısı açın, odanızda güzel kokan bir mum yakın ve elinize bir şiir kitabı alıp okuyun. Çok rahatlayacaksınız dinleyin bi’.

- Yürüyoruz Pierre Loti’de kıymetli bir ağabeyimle. Esad Coşan‘a bir fatiha yolladıktan sonra çevremizde tüm yatan zatların affına sığınarak sigaralarımızı yakıp yürümeye devam ediyoruz. “Hayat size güzel” diyor. “Bana mı? Ne oldu ki?” diye soruyorum. “Yok sana değil yatanlara söylüyorum” diyor. Gülüyoruz ama utanmadan yürüyoruz.

- Bu madde hariç tüm maddelerin ilk ve son kelimelerine çok dikkat ettim. Siz de kendinize dikkat edin. Ne bileyim kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeyin, kısa mesafe için taksiye binip şoförleri sinirlendirmeyin, iki kat çorap giyin, derslerinizi çalışın, işinizi adam gibi yapın. Güzel oldu bu.

- Çok gülmeyin.


Yağız Gönüler

21

Her şey benim kalbimdir
Söküp aldığım kardan
Kardan söküp aldığım
Çocuksuz bir anne gülüşüyle.
Her şey benim kalbimdir,
Çünkü pek yaraşmaz bu dünyaya.


Turgut Uyar

Fotoğraf: Yağız Gönüler

30

Ey aşk, yaptığını beğendin mi?
Ziyafetten aç dönen yetimler gibiyim..


İbrahim Tenekeci 

Theme By Idraki and Powered by Tumblr 2010.
Typerwriter and Paper Image Courtesy of Google. Icon Credited to Webdesignerdepot